Setbaşı Çöplük İçerisinde

0
632

İlkokulu Bursa’da, Güllük Mahallesinde okudum. Fevzi Çakmak İlköğretim okulunda okurken, artık hangi sınıfta idik hatırlamıyorum, Pakistan’dan önemli birisi, ya Devlet Başkanı veya ona benzer makamda olan birsi gelmişti. Temiz yirmi beş sene öncesinden bahsediyorum.

Ankara asfaltı diye bilinirdi o zamanlar, şimdinin Arabayatağı diye geçen semtin cadde üzerinde, şehrin biraz daha doğu tarafına doğru, yolun kenarına dizdiler okulda ne kadar öğrenci varsa. Ellerimize Türkiye ve Pakistan bayrakları verip “sallayın bu bayrakları” dediler. İstedikleri gibi yapmıştık.

Siyah arabalar geçti tamam çocuklar deyip bizi okula geri götürdüler. Uzatmayayım o yaşlarda anlamak hiç mümkün olmuyor ama “kullanıldık” sizin anlayacağız.

Dikkatimi çeken bir şey daha olmuştu. O yıllarda yolun orta kısmı yani orta kaldırım taşlarla ayrı değildi. Bildiğin bariyerler vardı ve yolun orta kısmı yabani otlar ile doluydu.

Bu önemli şahsiyet ve beraberinde Türkiye’nin de bir veya iki numaraları devlet adamı olacağı için o yolların orta kısımları temizlenmiş, yabani otlar ıslah edilmişti.

Bu gelenek size yabancı gelmemiştir, halen sürer bizim ülkede. Yani 25 senedir aynı belediyecilikten hiçbir şey değişmiş değil zihniyet olarak. Elbette teknoloji gelişti. Şimdi daha yüksek binalar yapıp daha fazla rant elde etmek mümkün oluyor. Veya Bursa’nın kalbine ucube binalar yapılıp, Bursa’nın görünümü, yeşili daha kolay katledilebiliyor.

Zihniyet değişmemiş çünkü Reha Muhtar’ın tabiri ile çok ünlü kişi geleceği zaman, gerekirse kaldırım taşları bile yerinden sökülüp, onarılıp tekrar boyanabiliyor.

Ama vatandaş için belediyecilik derseniz, “hadi oradan” derim.

Dün bir akrabam ile gezmeye çıktık. Biraz entelektüel takılalım biraz da araçlara vereceğimiz para ile çay içelim niyeti ile yürümeye karar verdik. Yaklaşık 4 – 5 saat yürümüşüz.

Elbette kent merkezindeki duraklarımızdan birisi Setbaşı bölgesi oldu. O ünlü Setbaşı Köprüsünün üzerinden biraz da kışın verdiği avantaj ile dereye, suya bakmak istedik. Bakmadan olmaz değil mi?

Ancak ben gördüğüm manzara karşısında utandım. Dereye bakarken Setbaşı Köprüsünün, Uludağ tarafında yani üst kısmında çöp yığınları oluşmuş. Oraya çöp atan iki ayaklı insanlıktan nasibini almamış kişilere söyleyecek hiçbir şeyim zaten yok. Onları da olaya dahil edip insan kategorisine almak bile büyük hata olurdu.

setbasi-02

Ama görünen o ki, belediye de bu konuda hiçbir şey yapmıyor. Doğru, Bursa’da belediyelerin Balkanlarda yürüttükleri önemli görevleri var. Setbaşı’nı “çöp” götürüyormuş kimin umurunda?

Umurunda olması gerekenlerden birisi elbette Belediye Başkanı Recep Altepe. Ancak kendisine birkaç defa Mahfel’de denk geldiğim için ve durumu bildiğim için çöpleri görmesi pek mümkün değil. Çünkü özel otosundan inip şöyle iki adım sağa sola yürüse zaten manzarayı kendisi de görecektir. Ya zamanı yok, ya da yanındakiler zaten o taraf doğru yürüse de manzarayı kapatacak. Etrafında çok insan var!

Kendisinin bizim gibi çay parası verme derdi de, araç sorunu da yoktur, nasıl olsa arabası kapının önüne kadar geliyor, inip binecekken. Yalnız polis görmesin orada başkan falan dinlemez ceza yazabilirler. On saniye dursan araçla başında bitiveriyor trafik polisi!

Belediye adına araçlarımızın çizilmemesi için otopark hizmeti veren kuruluşun personelleri olsun, Mahfel çalışanları olsun çöpleri görme imkanları zaten yok. Aman para vermeden araç gitmesin, aman çay parası vermeden kaçan müşteri olmasın, zor şeyler bunlar elbette…

Kısaca Setbaşı Köprüsünün etrafını temiz olarak görmek isteyen vatandaş var ise, devlet büyüklerinden birisini Setbaşı’na davet etsin. Gelen olursa ne ala. Başka türlü temizlenmesi de pek mümkün olmayacak.

Hal böyle olunca, biz de çöplere bakıp doya doya doğanın tadını çıkartma imkânına sahip olmaya devam edeceğiz.