Sarı Basın Kartı Uğruna

0
651

Gazetecilik ile ilgili bilinmesi gereken birçok detay olabilir. Gazeteci kimdir, nedir, ne iş yapar, taraflı mı olması gerekir yoksa tarafsız mı gibi konular tartışılabilir.

Sübjektif yaklaşım bir insanın doğasında vardır da objektif nasıl yaklaşılır ben tam bilemiyorum. Hadi helva yapmaya benzemese de, empati yapalım derseniz onu anlarım da bir makinenin gördüğü gibi görmez olayı insan. Hali ile gazetecide insandır, nihayetinde o da o da görmez.

Basın özgürlüğünü, havuzu, denizi, paraleli, dikeyi, karşıtı, hatta çakma gazetecileri konuşabiliyoruz. Normaldir de konuşalım konuşmayı unuttuğumuz bir gerçek daha var. Bu da nihayetinde asgari gramer kullanımı. Tamam, şimdi bu yazıyı okuyan biri çıkıp, sende “de” leri, “da” ları tam yerinde kullanmıyorsun, düzgün yazmıyorsun, noktalama işaretlerinde hata yapıyorsun da diyebilir.

Ben bunu kabul eder saygı duyarım. Öyle İstanbul Bey efendisi gibi konuştuğumu daha ötesi yazdığımı iddia etmiyorum. Çarpılırım. Yine de ayrılması gereken bazı noktaları da hatırlatmak isterim. Edebiyat, gramer ile değil kelimelerle yapılır. Arada kelimeleri esnetmek, çekmek, büzmek olabilir. Fakat kabul edemediğim nokta, sonunda bir unvan uğruna, bir sıfat uğruna hatta basit bir kimlik uğruna “akılları katletmek“.

Ne demek mi istedim?

Gazeteci olmak istemek meşru bir istektir. Ancak gazeteci olabilmek için diğer tüm meslek dalları için (dallamalık hariç) emek vermek gerekiyor. Eksiklerin varsa düzeltmek tamamlamak ve bir standart yakalamak gerekiyor. Eğer ben bu mesleği yapacağım dersen “çorpa” yazıyor olabilirsin ancak ilkokulu tekrar okuyup onun doğrusunun “çorba” olduğunu öğrenmek gerekli. Bu kesinlikle alay edilecek bir davranış şekli değil hatta “çorpa” yazmaya devam etmek daha vahim ve alay konusu olabiliyor.

Bu mesele nereden çıktı derseniz, Bursa’da gazeteci olmaya çalışan böyle insanlar tanıdım. Ancak bunun Bursa’ya özgü bir davranış şekli olmadığını da biliyorum. İnternet yayıncılığı ile gazeteci kimliği yani sarı basın kartı almak mümkün değil(di). Yasa çıkacak ve internet yayıncılığı yapan birçok kişinin “Gazeteci” sıfatına sahip olmalarının önü açılacak.

Bursa’da tanıdığım bazı kişiler de böyle yola çıkmış. İnternet haberciği yapanlar gazeteci sıfatına sahip olmadığı için mecbur kalmış haftalıkta olsa gazete çıkarmaya. Haliyle çorbaya “çorpa” yazan bir kişinin imkanları zorlayarak gazeteci unvanına sahip olmaya çalışması şaşırtıcı derseniz orada bir durun. Dahası var. Google Haberler Dizini’nde çıkmak için, sokakta magandalık yapan iyi ayaklı yaratıkların acımasızca silahlarının tetiğine bastığı gibi, düşünmekten yoksun birçok editörün de klavyenin tuşlarına bastığını görüyoruz.

Ve Yürütme Organı tarafından yasa çıkartılıp bu eşkıyaların eline sarı basın kartı verilmesinin önü açılıyor.

Makam şoförü, çaycı hatta güvenlik görevlilerinden sarı basın kartı alanlar olduğunu duydum da yani sıra klavye eşkıyalarına mı geldi?

Enteresan…

Untitled-1