Engeller Kalktı Mı?

0
499

Her bayramda günün anlam ve önemini belirten sözler, mesajlar duyarız. Çocukluğumuzdan itibaren böyledir.

Türkiye’de hatırı sayılır sayılır bir özel okulda, okulun şubelerinin birinde ve şube de müdür olan kişinin odasındaydık. 29 Ekim geliyordu.

Okul yeni olunca yani bina olarak her şey tam oturmamış. Müdür yardımcısı bir sefer odaya geldi, baktı müsait değil odadan çıktı. Bir süre sonra yine geldi, baktı muhabbet devam ediyor. Biz gene çene düşmüş esir almışız müdürü. Bir ders daha geçmiş müdür yardımcısı yine gelmişti. O kadar ısrarla geldi defalarca zannedersin adam müdürden borç para isteyecek.

Meğer adamın maksadı, 29 Ekim’de yapılacak olan etkinlik için müdürle beraber program hazırlamakmış. Ne bilelim bu kadar hevesli olduğunu. Müdür, yardımcısının ısrarlı denemelerine dayanamayıp meramını sorunca anladık bizde durumun ciddiyetini. Müdürden ara pasını alınca müdür yardımcısı bey, fırsat bu bu deyip,  hemen cepten kalem ve kağıdı çıkarttı. “Efendim şöyle, böyle yapalım, şiir okuyalım, şarkı söyleyelim, üç beş balon, birkaç bayrak bir de mevlitlerde kullanılan seyyar ses sistemi bulduk mu tamam” gibi cümlelerle 29 Ekim etkinliklerini bir çırpıda sayıp başlamadan bitiriverdi. Elbette bunun kötü bir tarafı yok. Adamlar kırmızı halılar serip üzerinde başbakan ağırlayacak hali yok. Ama garip olan şey tabi bence, günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar, şiirler ve bitti gitti 29 Ekim…

Ne oldu? 29 Ekim kutladık. Peki, ne anladık? Hayata ne geçirdik, öğrenciye ne verdik, ne anlattık daha önemlisi biz ne anladık, bunun çok önemi yok der gibi duruyordu ısrarcı müdür yardımcısı. Önemli olan kutlamaktı nihayetinde.

Kutladık diyelim bu şekilde ya sonra ne olacaktı öğrencilerin hayatında? Ne değişecekti ömürlerinden bir gün daha kaybetmelerinin yanında?

Hiçbir şey…

Dahası da adamları dikip hapishanelerde bahçede içtima alır gibi dikerek o yaştaki gençlere ne verebileceğiz?

Hiçbir şey…

Benzerini 3 Aralık Dünya Engelliler Günü‘nde yaşamıyor muyuz diye bir sorun istiyorum kendinize.

O gün yani 3 Aralık geldiğinde, iktidarı, muhalefeti, belediye başkanı, toptan ne kadar siyasi ve bürokrat varsa empati yapmak için mi yoksa şov yapmak için midir, tekerlekli sandalyelere otururlar, televizyonlar da arka planda acıklı fon müziği ve iki sinematik efektle insanların duygularını sömürürler, basın danışmanlarının hazırlayıp ellerine tutuşturdukları metinleri okuyup hiç bir şey yokmuş gibi hayatlarına devam ederler, değil mi?

Peki, sonuç? Ne değişiyor engellilerin hayatında?

Hiçbir şey…

Türkiye’de 8 Milyon insan var engellerle yaşayan. Ama onların engelleri aslında vücutlarında normal diyebileceğimiz insanlardan eksik işleve sahip olmaları değil. Asıl engeli oluşturan şey, 3 Aralıkta şov yapıp sonra onları unutan bizleriz.

Madem lütfedip bir şey yapmayacağız bari gölge etmeyelim orası da bir adım olur nihayetinde.